YEREL YÖNETİMLERDE ETKİNLİK AÇISINDAN FARKINDALIK: YEŞİL SOSYAL HİZMET ANLAYIŞI

Mahalli İdareler Dergisi
2019-11-28

YEŞİL SOSYAL HİZMET ANLAYIŞI

 

YEREL YÖNETİMLERDE ETKİNLİK AÇISINDAN FARKINDALIK: YEŞİL SOSYAL HİZMET ANLAYIŞI

Prof. Dr.Rabia.Bahar ÜSTE

Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Meslek Yüksekokulu, Yerel Yönetimler Programı, rabia.uste@deu.edu.tr,

1.GİRİŞ

            Mahalli müşterek ihtiyaçları karşılamak için oluşan yerel yönetimlerin, plan ve projeleri ile yerel mal ve hizmetlerde farkındalık oluşturabilecek hedefleri içermesi gerekmektedir. Birçok konuyu, yerel sorun olarak çözüme götürebilmek için yerel yönetimlerde yönetici olanların “yeşil sosyal hizmet” anlayışını da öncelemeleri gerekmektedir. Yeşil sosyal hizmet, “sosyal, mali ve çevresel krizlerin insanların refahının arttırılması açısından yeni teori ve paradigmalarla ele alınması, sosyal hizmet alanlarının geliştirilmesi, insanların mutluluğunu sürekli hale getirebilmek için bir dayanışma modeli”[1] olarak ifade edilebilir. Bir diğeryeşil sosyal hizmet tanımı ise, “insanlar arası birbirine bağlı olma durumları, insanlar ve onların fiziksel ortamlarındaki diğer canlılar arasındaki ilişkilerin sosyal açıdan düzenlenmesi ve insanların ve dünyanın iyiliği için sosyo-ekonomik aynı zamanda fiziksel çevre sorunları ve insanlar arasındaki davranışlardaki etkileşimler üzerine odaklanan bütüncül bir sosyal hizmet uygulama biçimidir”.[2]

Yerel yönetimlerde birçok sorunu önceleyen yerel yöneticilerin bu süreçte özellikle yereldeki sosyal ve fiziki kaynakların yönetimle arası işbirliği ile yerel halk ve çevreleri arasında güçlendirici ve sürdürülebilir ilişkinin geliştirilmesi için önerilerinin ortaya konulması gerekmektedir.

            Yerel kaynakların korunması, geliştirilmesi, sosyal kaynak ve hizmetlerin farklılaştırılan politikalarla ele alınması yerel seçimde farkındalık oluşturabilecektir. Yerel sosyo-kültürel ve fiziki çevrenin sorunlarının doğru tespit edilmesi, doğanın korunarak ekonomik faaliyetlere destek olabilecek biçimde ele alınması, örneğin, aşırı ve çarpık kentleşme sonucunda yeşil sosyal hizmetin nasıl etkinlik oluşturabileceği tartışılmalıdır. Yerel yönetimlerin, çevre ve çevre yönetimini sosyal hizmet bağlamında nasıl ele alabileceklerini seçim öncesinde yapısal bir analiz yoluna giderek irdelemeleri farkındalıklarını arttırabilecektir.

2.YEREL YÖNETİMLERDE KENTLEŞMEYİ İYİLEŞTİRMEK

            Kentsel/yerel siyasetin birbiri içine  geçmiş, birbirini biçimlendiren ve dönüştüren iki boyuttan bahsedilebilir. Bunlar: kurumsal ve toplumsal boyutlardır. Kentsel siyaset, belirli bir kentte, yerellikte kamuya ait kaynakların dağıtımında yetki ve sorumluluğa sahip devlet birimlerinin özellikle yerel yönetim yapılanmasını, işleyişini, kararlarını ve bu kararlarını uygulama amacıyla giriştiği eylemleri ve tüm bu süreçleri etkilemek için hareket eden toplumsal aktörlerin eylemlerini kapsayan bir bütündür.[3]

            Yerel yönetimlerde sadece kentlerin iyileştirilmesi yeterli ve dengeli bir yönetim anlayışının sorgulanmasını içebilir. Kırsalın da kentlerle birlikte iyileştirilmesi bütüncül bir yönetim anlayışının oluşumuna yardımcı olacaktır. Kırsal ile büyükşehirde yaşamanın güven üzerindeki etkisi de karışık bir yapılanmanın anlaşılabilir hale gelmesini sağlayabilir. Bazı çalışmalar, küçük, kapalı toplumların diğerleri ile etkileşimi sınırlandırdığını ve kırsalda yaşayanların dışarıdan gelenlere karşı şüpheli olma eğilimini arttırır. Demografik ve sosyo-ekonomik faktörler başta olmak üzere yerel yönetimlerdeki demokratik değerlerde “güven”[4] önemli bir yapıdır. Kent ya da kırsalda yaşayan halkın yönetimine “güven” duyması temel prensipler arasında yer almaktadır.

            Yerel yönetimlerin en önemli kaygılarından biri kenti korumak olmalıdır. Kent yaşam alanıdır, kültürdür, bilgidir, felsefedir, siyasettir, tarihtir, ekonomidir. İnsanın kendini geliştirebileceği ve gerçekleştirebileceği bir mekandır. Kenti, “yalnızca kendisinden çıkar sağlanacak nesne olarak görmek” yaşadığı çevreye olumsuz bir anlayışla bakmaktır. Oysa, kenti tanımak, kentle bütünleşmek, kent kimliğini kazanmaktan geçmektedir. Kentteki doğanın korunmaması, “kentteki sevgisizlik” anlamına gelir. Kent planlaması, çevre koruma, halk oylaması, halka danışma,  halkın çözüm önerileri, kentsel toplumsal düşünceler yerel katılımla olanaklıdır.[5] Modern kent yaşamı, malların, hizmetlerin ve insanların bir yerden başka bir yere taşınması büyük bir enerji gerektirmektedir. Örneğin, kent hayatının enerji tüketimi ve sera gazı salınımını arttırması ele alınması gereken başlıca konulardandır[6].

            Kentler, sosyo-ekonomik faaliyetlerin düzenli bir biçimde işleyişini sağlayacak ahlak ve hukuk önceliğine sahip olmalıdır. Kentleri, kent yapan sadece altyapısı, evler, ulaşım gibi etkenler değildir. Bütün bu alanlarda insanların ve toplumların öncelik ve değerler açısından tercihleri kentlere farklı özellikler kazandırır. İnsanlar, kentlerde oluşan mekanlarda fiziksel ortam kadar toplumsal ortamı da oluştururlar. Çevre, burada önemli bir faktördür Bookchin, “insanlar ilk doğayı, doğal olarak bahşedilmiş kavramsal olarak düşünme, biyolojik olanın ötesinde aletler ve makinalar yaratma ve bunu insan olmayan varlıkların davranış ve yeteneklerinden çok farklı olan yüksek bir kolektif örgütlenme ve amaçlılıkla yapma kapasiteleri sayesinde değiştirirler. Bu eşi görülmemiş insani hayatta kalma kapasiteleri doğal bir evrimin ürünü olmakla kalmaz, daha yeni bir potansiyellik alanı açarki bu da doğanın sosyal yönle ele alınmasıdır…”[7]ifadesinde yeşil sosyal hizmet anlayışının kentlere katkısının ne denli olabileceğini vurgulamaktadır.

            Günümüzde kentleri tehdit eden faktörlerin başında “afetler” gelmektedir. Kentte ve kırsalda, afetlerin olmadan ya da meydana geldikten sonra iyi yönetilmesi “yerel halkın huzuru, mutluluğu ve refahı” açısından önemlidir. Afet yönetiminde, yerellik, yasal ve kurumsal olarak görevli kılınan yerel afet birimlerinin daha etkin hale getirilmesinin yanında, afet yönetim süreci içine sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının, üniversitelerin, yerel halkın dahil edilmesini, eksiksiz olarak halkla birlikte afet kültürünün, hazırlıklı olma bilincinin geliştirilmesini ve yaşayan bir afet planının yaşama geçirilmesini ifade etmektedir.[8] Burada, yerel yönetimlere ve yönetim kadrolarına önemli sorumluluklar düşmektedir. Günümüz iklim koşullarına bakıldığında, çevresel sorunlarla yaşamayı öğrenmiş ve hazırlıklı bir yönetim anlayışına sahip yerel yönetimlere ihtiyacımız olduğu öngörülür bir durumdur.

3.YEREL YÖNETİMLERDE DOĞAL AFETLER ÜZERİNE ÇALIŞMALAR

            Yerel yönetimlerde yönetici olanların yerel halkın ihtiyaçları doğrultusunda projelerini ele alması ve bu çalışmaların çok yönlü olması kendilerinden beklenmektedir. Çevre sorunları ve iklim değişikliklerine bağlı olarak ortaya konulacak projeler günümüzde yerel ihtiyaçların ilk sıralarında yer almaktadır.Çevresel bir felaket durumunda, yerel halka yönetim açısından yapılacakların sunumunun güven vermesi, insan yaşamı odaklı projelerin insana değer kavramını çağrıştıran biçimde sunulması, özellikle, çocuklar, kadınlar, engelliler ve yaşlılar başta olmak üzere doğal olumsuzluklar anında yerel halka ilgi, sorumluluk, saygı, hoşgörü ve şefkat gibi kavramlarla bağdaşır hizmetlerin uzman bir kadro ile sunulması gerekmektedir.

Yerel yöneticiler, yeni çağdaş bir yönetim anlayışı içinde afetler yüzünden mağdur olabilecek yerel halkın onuruna ve temel insan haklarına saygı[9] gösterilerek hizmet üretebilecek bir personel yapısının eğitimi ve hizmet anlayışının nasıl olabileceği yerel halka anlatmalıdırlar.

            Yerel yönetimlerin belirlenmesinde yerel seçimler, seçmen davranışları açısından irdelendiğinde, seçmen tercihini konu edinen akademik ve bilimsel araştırmalar çerçevesinde ekonomik, sosyo-ekonomik, sosyo-psikolojik faktörler başta gelmektedir. Seçmen, gelecekteki dönemi her yönü ile ele alarak oy verme eğilimindedir. Geleceğe dönük oy verme işlemi[10] seçim kampanyalarının doğru ve proje odaklı sürdürülmesi ile doğru orantılıdır. Seçmen, özellikle günümüzde çevre ve çevre duyarlılığı ile gelecekte oluşabilecek doğal afetlerin önlenmesinde güven veren projeleri olan yerel yönetimlere, aday olanlara, özellikle belediye başkan adaylarına eğilimleri olumlu olarak bu yönde de artabilecektir.

            Yerel halka, afet süreçlerinin planlanması ve afet sonrasında kaos ve aksaklıkların giderilme yöntemleri anlatılmalıdır. Yerel yönetimler arasında koordinasyonun sağlanarak alternatif havaalanları, ulaşım güzargahları, yeterli sağlık hizmetlerinin sağlanması ve alternatiflerin belirlenmesi[11], merkezi ve yerel yönetimlerdeki olanakların yerel seçim kampanyalarında da ele alınması önemli bir konuda duyarlılık arttırmada örnek oluşturabilecektir.Örneğin, bir afet sonrasında, afetzedelere ulaşmada yerel halkın katkılarının neler olabileceği kendilerine anlatılmalı aynı zamanda projeler ile kapsamlı bir biçimde  tanıtılmalıdır. Yerel halkın, çevresel bir olumsuzluk anında neler yapabileceği konusunda bilinçli olarak hareket edebilmesi, “kriz yönetimi”ni alanda sağlamalarını da beraberinde getirebilecektir. Aslında bu süreç, yerel yönetimlerle yine yerel halkın el ele vererek neler başarabileceğini göstermesi açısından da olumlu bir örnek teşkil edecektir.

Yerel birimlerin oluşumunda yerel seçimler önemli rol oynamaktadır. Seçimlere katılımı arttırıcı iletişim kampanyaları bir çözüm olarak düşünülmekte ve uygulanmaktadır. Doğal olarak siyasal kampanyanın hedefe ulaşması seçmenin sandığa gitmesi ile olur. Siyasete uzaklaşan, kitlelerin toplum içinde yalnızlaşmış seçmenin özellikle doğru stratejilerle sandığa götürülmesi önemlidir. Bunun için,

            -Seçmen kendi oyunu önemli bulmalı ve oyunu birçok konuda etkin olabileceğini düşünmelidir,

            -Seçim kampanyalarında temel bir farklılık üzerine oluştuğunu düşünmelidir,

            -Yerel siyasetin, yerel ihtiyaçlar doğrultusunda olduğuna inanmalıdır.[12]

            Seçimlerde, adayların ikna amaçlı iletişim için konularda geniş bir uzlaşmadan söz edilebilir. Adayların seçim kampanyalarında “kaynağın değerlilik ölçeği”, “güvenirlilik”, “toplumla özdeşleşme”[13] gibi faktörleri göz önüne alarak kampanyalarını sürdürmeleri başarılarında etkinliği getirebilecektir.  Örneğin, yerel yönetimler tarafından çevre yönetiminin insanın yaşam alanında ve geleceğinde önemini kavrayan seçmenin bu tür projelere ve politikalara duyarsız kalması olanaklı değildir. Seçim sonrasında yönetime gelen yerel yöneticilerin yerel halk açısından hayati değer taşıyan “afet yönetimi”ni öncelikle analitik bir düşünce kapsamında ele alarak öncelemeleri başarılarında etken olabilecektir.

Belirli konularda projelerin ortaya konulabilmesi için yerel birimlerde bu alanda liyakat sahibi olan uzman bir kadronun bulunması gerekmektedir. Belediyelerde, “Afet ve Acil Durum Yönetimi Uzmanı ve Yardımcılığının”[14] bulunması ve bu kişilerin sosyal hizmet uzmanları ile işbirliği içinde çalışabilmeleri önem taşımaktadır. Afet olarak öngörülmesi ve önlenmesi mümkün olmayan doğa olayları, hukuk literatüründe aynı zamanda “hukuki olay”[15] olarak nitelendirilmekte ve bu olaylara bir takım hukuki sonuçlar bağlanmaktadır. Afetler sırasında ve sonrasında yürütülmesi gereken hizmetler, alınması gereken önlemler, tedbirler, kamu mallarının tahsisi ve yönlendirilmesi gibi unsurlar yerel yönetimler tarafından da öncelikli konular arasında olmalı ve uzmanlar tarafından değerlendirilmelidir.

            Belediyelerde “kriz yönetimi”[16] kavramının yerel seçimlerde de ele alınması gereken konuların arasındadır. Krizlerin kendi kendine düzelme olasılığı bulunmadığından, Augustine“kriz yönetimi sürecini, krizden kaçınmak, krizi yönetmeye hazırlanmak, krizi saptamak, kriz dondurmak, krizi çözmek ve krizden yarar sağlamak”[17] olarak altı kısma ayırmıştır. Kriz yönetiminde, hazırlık faaliyetleri özellikle belediyelerin tedbir almaya yönelik planları ile yerel halkın güvenini doğal olumsuzlukların giderilebilmesinde de sağlayabilir. Hızlı ve etkin kararların alınabileceği başarılı kriz planlarının yerel halka anlatımı, yerel toplumsal algının yönetimi benimsemesi açısında da olumlu bir durum oluşturabilecektir.

4.BELEDİYELER VE YEŞİL SOSYAL HİZMET

            Belediye olgusu içinde yer alan yerel siyaset ve demokrasi ilişkisini daha iyi anlayabilmek için belediye meclislerinin tarihi süreç içerisindeki gelişimleri önemlidir. Kanunlar belediyelere, yerelleşme kapsamı içinde imar planı yapmaktan, kent içi trafiği düzenlemeye, sosyal hizmetlerden konut edindirmeye kadar pek çok görev vermiştir. Yasada, bu görev ve yetkiler tek tek sayılmakla birlikte karar alma mekanizmalarına yeni düzenleme yapma yetkisi de verilmektedir. Bu görevlerin bir kısmı, 1950 yılından itibaren merkezi yönetime devredilmiştir.[18]

            Belediyelerin, yeşil sosyal hizmet alanında etkili ve bütünsel olarak çalışabilmesi için, sosyal hizmet uzmanlarının, fiziksel ve ruhsal alanları birbirine bağlayan geniş bir bilgi ve beceri dizisine ihtiyaç vardır. Örneğin, kentte ve kırsalda evlerin uygun olmayan yerlere yerleştirilmesini önlemek ve böylece kırılgan bir ekosistemi zayıflatabilecek rüzgar, yağış ve deprem gibi durumlar olduğunda can ve mal kaybını önleyebilecek fizik bilimcileri ile sosyal hizmet biriminin birlikte hareket etmesinin sağlanması bunlardan biri olarak karşımıza çıkabilir.[19]

            Çevre yönetiminde, çevre konusunda etkili olan ve etkili olabilecek kurumlardan ve özellikle belediyelerden yararlanılmalıdır. Belediyeler başta olmak üzere, çevre konusunda etkili olan kurumların da katılım olanaklarından yararlanılmalıdır. Çevre yönetimi için belediyelerin yönetiminin halka açık olması, halkla birlikte ve iletişim halinde hareket edilmesi, yerel halkla belediyenin bütünleşmesinin sağlanmalıdır. Kentli hakkının, çevre hakkı ile birleştirilebilecek projelerin ele alınması, kentsel ve çevresel sorunların bir bütün halinde ele alınması çözüm önerilerinin aranması anlamını da taşıyacaktır.[20]

            Belediyelerde afet yönetimi açısından hedefe ulaşmada en önemli konu, etkili bir afet ve acil durum planının hazırlanmasıdır[21]. Olası afetleri içeren ve kalıp çözümler getiren planlar mümkün olmayacağı gibi, böyle bir arayış içine girmekte planları sadelikten ve kullanışlı olmaktan uzaklaştıracaktır. Planlama sürecinde yazılı mükemmel planlar hazırlamak yerine, planlama süreci üzerinde düşünülerek, basit fakat uygulanabilir metinler hazırlamak öncelikli olmalıdır.

5. YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMET ANLAYIŞININ YEŞİL SOSYAL HİZMETLE BÜTÜNLEŞMESİ

            Küreselleşme, tüketim kültürünü önplana çıkardığından kültüre ilişkin değerlendirmelerde, “kültürel homojenleştirici bir araç” olarak tüketimin işlevi belirginleşmektedir. İnsanlar arasındaki kültürel sembol, alış verişi iletişim teknolojisindeki değişmelerle gerçekleşmekte, yaşanan süreç, değerler sistemini ve tüketim kalıplarını belirlemekte, iletişim ve bilgi teknolojilerinin gelişimi ise bu sürece eşlik etmektedir. Kültürel alanda değişmeyi tanımlamada tüm toplumda tüketimin kalıplarını belirlemekte, iletişim ve bilgi teknolojilerinin gelişimi ise bu sürece eşlik etmektedir. Kültürel alanda değişmeyi tanımlamada, tüm toplumda tüketimin sosyal işlevinin aynı olması, toplumların ortak paydası niteliğini taşımakta ve tüketim kültüründe bu işlev, kimliğin temel kaynağı ve bireyin kendisini ifade etmesinin bir aracı olarak belirginleşmiştir. Bilgi, haber ve imaj akışları yoğunlaşmakta ülke sınırları medyanın iletişim ağlarında taşınan görüntü ve imajlar için sınır oluşturmamaktadır.[22]

            Cameron “Büyük Toplum Ağı” projesini hayata geçirilmesinin[23]:

            -Bireyleri ve toplumları güçlendirmek,

            -Sosyal sorumluluğu teşvik etmek,

            -Hizmetlerde ve mal üretiminde etkinleştirici ve açıklanabilir bir durum yaratmak olarak sıralamıştır.

            Dünyada, “vatandaş”, “kentli” ve “medeniyet” kavramlarının birlikte telaffuz edilmesi tesadüfü bir ifade değildir. Yurttaş olmak, kentli olmak, kentli olmanın getirisi ise kente ilgi duyma ve kentin yönetimine katılma[24] ile anlam bulmaktadır. Kentin yönetimine katılım demokratik yönetim anlayışının yerel halk tarafından gelişimini de karşımıza çıkarmaktadır.

            Kentli bilincinin kırsalı da destekleyebilecek bir biçimde kalkınma hamlesine dönüşümünde “yeşil sosyal hizmet” bir yönünü oluşturabilecektir. Burada doğanın korunması ve gelecekte yaşanabilecek olumsuzlukların minimize edilebilmesinde, sosyal hizmet uzmanları ve bu alanda çalışanların rolü olacaktır. Sosyal hizmet uzmanları, çevresel duyarlılığı arttırmak için, yerel halk ile ortak çalışma yapma yoluna gitmelidirler[25]. Ekolojik dengenin korunmasında halkın yapabileceği katkıları kendileri ile paylaşmalıdırlar. Sosyal hizmet uzmanları, yerel halkın kalkınma süreci içerisinde yer almalarının çevre yönetimine katılımlarında da ne denli etkin olabileceklerini somut projelerle göstermelidirler. Bu durum, yeşil sosyal hizmet açısından da yerel yönetimler bağlamında değer taşımaktadır.

6. SÜRDÜRÜLEBİLİR YEŞİL SOSYAL HİZMET VE KENTLER

            Kentler toplumların yerleşim alanlarıdır ve bu alanlarda ikamet eden insanlar hayatlarını idame edebilmek için çaba gösterirler. İnsanlar hayatlarını idame ettirirken, hayat şartlarının gelişmesini de isterler. Bu kalkınmaya işaret ederken, kalkınma “yaşam kalitesinin geliştirilme süreci” olarak tanımlanabilir. Yaşam kalitesi sadece, ekonomik verilerle olmaz. İnsanların yaşam kalitesini arttırabilmesi için doğanın korunması, dünyadaki felaketlerin gözönüne alınarak önlemler oluşturulması bunlardan bazılarıdır. Ekonomik, sosyal, ekolojikv.b. birçok alanda sürdürülebilirlik problemi bulunmaktadır. Sürdürülebilirlik bugünkü neslin ihtiyaçlarını, gelecek neslin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini tehlikeye sokmadan karşılanmasını esas alır.

            Kentlerde sürdürülebilirlik, gelecek nesillere yaşam kalitesini karşılayabilecek kentlerin bırakılmasıdır. Doğa, sadece hava, su, toprak ve bitki örtüsünden oluşmamaktadır. İnsanlar ve insanlar arasındaki ilişkiler doğanın bir parçasıdır. İnsanların sosyo-kültürel ihtiyaçları ve ekonomik ihtiyaçları yeterince karşılanmadığı kentler, insan ve toplum doğasını hızla tahrip etmektedir. Doğadaki olumsuz gelişmeler kent insanını da olumsuz etkilemektedir[26].

Modernite paradigması çerçevesinde öngörülen ulusal düzeyde gerçekleşen kalkınma, yerini sektörel ve bölgesel kalkınma anlayışına bırakmaktadır.[27]

            Sürdürülebilirlik için yerel halkın katılımı önemlidir. Katılım biçimlerini değerlendirirken,

            -Etkileme biçimi (örneğin, yeşil sosyal hizmeti almak)

            -Beklenen kararlara erişilmesi, bireysel ve grup olarak,

            -Kentsel siyasetin ve yerel siyasetin gelişimi,

            -Kent ve kırsalda gerekli işbirliği[28].

            Yaşanabilir kentlerin sürekliliği için, “Yeşil Sosyal Hizmet Bilgi Çemberi” çeşitli ülkelerde ele alındığı gibi belediyeler tarafından da yerel halkın çevresel felaketlerden uzak tutulması ve kriz planlarının yapılanmasında ve bunların önlenebilme çabasında etkin bir yol olarak kabul görmektedir. Yeşil sosyal hizmet çemberini belediyeler, fiziksel çevreden başlamak üzere, ampirik bilginin toplanması, belediyelerin ARGE çalışmaları, prensiplerin belirlenmesi, etik kararlar, beklentiler, düzenlemeler, kurumlararası bağlantılar, sosyal ilişkileringüçlü olabileceği biçimde ele almalıdırlar[29]. Yeşil sosyal hizmet, yerel halkın çevresel olarak yaşayabileceği olumsuzlukların ampirik olarak değerlendirilerek, bu konuda yerel mal ve hizmet gelişiminin sağlanması ve çeşitli disiplinlerden profesyonel uzmanlık elde ederek kendilerini güçlendirmelerini sağlayacak bilgilerin elde edilmesini sağlar.[30]

8. SONUÇ

            Günümüzde, birçok konu tartışılırken öncelikli olarak ele alınması gereken kavramlar karşımıza çıkmaktadır. Yaşanan doğaya ait sorunlar insanların geleceği için anlam yüklemelerine ve tartışmalarına neden olmuştur. Yani çevre konularına sosyal açıdan ve sosyal hizmet perspektifinden bakmak, çevre sorunlarının çözümünde sosyal hizmetleri aktif hale getirmek, yerel ekolojik dengelerin sağlanmasında ve gelişiminde sosyal hizmetlerin ayrılmaz bir parça olarak bulunduğuna işaret etmek gerekmektedir.

            Yerel yönetimlerin farkındalık oluşturacak ve geleceğe yönelik projelerle özellikle belediyelerde “yerel halkın sosyal çevre ile ilişkileri yani sosyo-çevre bilincinin yükseltilmesine ilişkin bilgilerin” paylaşılması önem taşımaktadır. Yerel sosyal hizmet birimlerinin gelişimi için yapılacak çalışmaların afet yönetim anlayışına sağlayacağı katkı ile bağdaştırılarak ve yerel halkla bütünleştirilerek sunulması anlam ifade edecektir.

Yerel yönetimlerin 21. yüzyılda, “çevreye saygı” söylemlerin dışında “etkin çevre yönetimi” ile nasıl ele alınabileceğini ortaya koymaları ve bu yönlü çalışmalara ivme kazandırmaları seçim kampanyalarında farklılıklarını imgelemeleri açısından etkin bir rol oynayabilecektir.

            Yeşil sosyal hizmet anlayışı belediyelerde de, geçmişi ve günümüzü aynı zamanda geleceği mutlu nesillerin birçok mal ve hizmete ihtiyaç duydukları gibi doğanın dengesinin insan yaşamının dengelenmesindeki ilişkinin vurgulanması anlamına da gelebilecektir. Toplumların geleceğe güven içinde bakmaları açısından yerel yönetimlerin, yerel halk ile çevreye yönelik süreçleri güçlendirmeleri bunu yaparken, sosyal hizmet alanı ve uzmanlarından yararlanılması bu konuda bütünsel bir yaklaşımın ele alınmasında önem taşımaktadır. Sürdürülebilir bir kalkınma için model oluşturulurken, ortak yaşam alanlarında insan başta olmak üzere tüm canlılara saygı duyulması yönünde hareketle özellikle yerel-kültürel olguların ihtiyaçların karşılanmasındaki rolleri de tartışılmalıdır. Yerel yönetimlerin çevre yönetimine ilişkin plan ve projelerinin duyarlı, bütüncül ve sürdürülebilir olması yerel halk açısından karşılık bulabilecektir.

            Yeşil sosyal hizmet, yerel yönetimlerde insan odaklı bir perspektifin diğer ihtiyaçların karşılanmasında da etkinlik gösterebileceğini ortaya çıkarabilecektir. Yerel halk, doğa bilincinin arttırılması, yaşamın kaliteli hale gelmesinde doğanın önemi, doğaya ait olumsuzlukların önlenmesinde geniş bir vizyona sahip nitelikli personelin oluşturulması, yeni kuramlar ve yaklaşımlarla kaynağından önlenebilecek afet yönetimi anlayışının benimsenmesinde tüm bu süreçlerin yerel halka anlatılması ve aynı zamanda yerel halkın sürece dahil edilmesinin önemi büyüktür. Yerel yönetimlerde etkin mal ve hizmet anlayışında farkındalık adına: “yeşil sosyal hizmet” kavramı belediyelere ivme kazandırabilecektir.

           

KAYNAKÇA

Aktan, Mehmet Can, “Sahneyi Hazırlamak”, Yeşil Sosyal Hizmet, Çev:Arzuİçağasıoğlu Çoban, Nika Yayınevi, Ankara, 2018.

Aytaç, S. Erdem / Ali Çarkoğlu / Güneş Erten, “Türkiye’de Kişilerarası Sosyal Güven ve Bireysel belirleyicileri”, ODTÜ Gelişme Dergisi, Cilt:44, Sayı:1, Ankara, 2017.

Aykara, Aslıhan, “Çevresel Yozlaşma, Doğal Afetler ve Ötekileştirme”, Yeşil Sosyal Hizmet, Çev:Arzuİçağasıoğlu Çoban, Nika Yayınevi, Ankara, 2018.

Çam, Çiğdem A., “Türkiye’de Merkezileşme ve Yerinden Yönetim Arasında Kentsel Siyaset”, Yerel Demokrasi Sorunsalı, Editör: Pınar Uyan Semerci, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2015.

Çukurçayır, M.Akif, Siyasal Katılma ve Yerel Demokrasi, Yargı Yayınevi, Ankara, 2000.

Dominelli, Lena, Yeşil Sosyal Hizmet, Çev:Arzuİçağasıoğlu Çoban, Nika Yayınevi, Ankara, 2018.

Ekşi, Ali, “Afet Yönetiminde Temel Etik İlkeler ve İkilemler”, Bütünleşik Afet Yönetimi, Editör: Zerrin Toprak Karaman, Asuman Altay, Birleşik Matbaacılık, İzmir, 2016.

Erençin, Arif / Barış Çakır, “Türkiye’de Belediyelerde Afet ve Acil Durum Yönetimi”, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt:18, Sayı:1, Ankara, 2009.

Ersoy, Pervin, Gülmüş Börühan, Soner Esmer, “Afet Lojistiği”, Editör: Zerrin Toprak Karaman, Asuman Altay, Birleşik Matbaacılık, İzmir, 2016.

Fırat, Serap, “Kentsel Mekanlarda Kamusal Alan”, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt:11, Sayı:4, Ankara, 2002.

Görmez, Kemal, Hatice Özkan Sancak, ““Türkiye’de Yerel Siyasette Seçmen Davranışının Dönüşümü”, Editör: Kemal Görmez, Mustafa Ökten, Yerel Yönetimlerin Güncel Sorunları, Beta Basım Yayın, İstanbul, 2009.

Karaman, Zerrin T., “Afet Yönetimine Giriş ve Türkiye’de Örgütlenme”, Bütünleşik Afet Yönetimi, Editör: Zerrin Toprak Karaman, Asuman Altay, Birleşik Matbaacılık, İzmir, 2016.

Parlak, Bekir, Kemal Görmez, “Yerel Yönetimlerle İlgili Güncel Gelişmeler ve Uluslararası Belgeler”, Editör: Kemal Görmez, Mustafa Ökten, Yerel Yönetimlerin Güncel Sorunları, Beta Basım Yayın, İstanbul, 2009.

Sancakdar, Oğuz, “Afet Mevzuatı ve Afet Hukukuna Giriş”, Bütünleşik Afet Yönetimi, Editör: Zerrin Toprak Karaman, Asuman Altay, Birleşik Matbaacılık, İzmir, 2016.

Sözbilir, Menekşe, “İnsanlar İçin Sanayileşmeyi ve Kentleştirmeyi İyileştirmek”, Yeşil Sosyal Hizmet, Çev:Arzuİçağasıoğlu Çoban, Nika Yayınevi, Ankara, 2018.

Şengül, Mihriban, “Çevre Yönetimine Halk Katılımı Yolu Olarak belediye Yönetimine Halk Katılımı”, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt:11, Sayı:2, Ankara, 2002.

Şentürk, Hulusi, Merkezden Yerele Siyaset, Plato Yayınları, İstanbul, 2008.

Toksöz, Fikret, “Yeni Belediyecilik Anlayışı”, Yerel Demokrasi Sorunsalı, Editör: Pınar Uyan Semerci, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2015.

Toker, Huriye, “Doğal Afetler, İletişim ve Medya”, Bütünleşik Afet Yönetimi, Editör: Zerrin Toprak Karaman, Asuman Altay, Birleşik Matbaacılık, İzmir, 2016.

Uztuğ, Ferruh, Siyasal Marka, Mediacat Yayınları, Ankara, 1999.

Yetim, Nalan, “Küresel Üretim Yapılanmasına Küresel Yanıtlar: Ulusal-Yerel?”, Doğu-Batı Düşünce Dergisi, Yıl:5, Sayı:18, Ankara, 2002.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



[1]Dominelli, 2018:217.

[2]Dominelli, 2018:35.

[3] Çam, 2015:9.

[4] Aytaç/ Çarkoğlu/ Erten, 2017:8

[5]Çukurçayır, 2000:130.

[6]Sözbilir, 2018:66.

[7] Fırat, 2002:42-43.

[8]Erençin/Çakır, 2009:29.

[9] Ekşi, 2016:80.

[10] Görmez / Sancak, 2009:273.

[11] Ersoy/Börühan/Esmer, 2016:122.

[12]Uztuğ, 1999:103.

[13]Uztuğ, 1999:144.

[14] Karaman, Zerrin T., 2016:23.

[15]Sancakdar, 2016:39.

[16] Toker, 2016:255.

[17] Toker, 2016:256.

[18] Toksöz, 2015:10.

[19] Aktan, 2018:37.

[20] Şengül, 2002.39.

[21]Erençin/Çakır, 2009:29.

[22] Yetim, 2002:135-136.

[23] Aktan, 2018:45.

[24] Parlak/Ökten, 2009:47.

[25]Aykara, 2018:149.

[26] Şentürk, 2008:54-56.

[27]Yetim, 2002:137.

[28]Çukurçayır, 2000:131.

[29] Aktan, 2018:37.

[30]Sözbilir, 2018:55.

 

Sayfamızı Paylaşın